‘Muhteşem karışım! Terim, Avcı ve Kocaman’ı andırıyor’

Spor Toto Süper Lig’de 6 haftayı geride bıraktık. Sezonun formda takımları arabam.com Konyaspor ve Medipol Başakşehir haftayı galibiyetle kapatarak ilk iki sıraya yerleştiler. Kalesinde henüz gole geçit vermeyen yeşil-beyazlı takım kendi sahasında Hatayspor’u 1-0 mağlup etti, zirveye çıktı. Turuncu-lacivertli takım ise yeni transferleriyle sezona iyi bir başlangıç yapan Beşiktaş’ı Vodafone Park’ta Traore’nin golüyle 1-0 yendi. 1 maçı eksik olan İstanbul temsilcisi, bu sonuçla haftayı ikinci sırada kapadı.  

SAVUNMADA GEÇİT VERMİYORLAR

Özellikle savunmada gösterdiği performansla dikkat çeken Başakşehir, Konyaspor ile birlikte ligde oynadığı 5 maçta kalesini gole kapatmayı başardı. Takımın gösterdiği iyi oyunun dışında savunma anlamında da etkili olan turuncu-lacivertliler, Avrupa’da 3 ön eleme turu ve bir grup karşılaşmasında kalesinde sadece 4 gol gördü. Turuncu-lacivertli ekip, geçen sene Süper Ligi 4’üncü sırada tamamlayarak, UEFA Avrupa Konferans Ligi 2’nci Ön Eleme Turu’nda mücadele etmeye hak kazandı. Emre Belözoğlu ve öğrencileri ön eleme ve play-off turlarında sahadan hiç mağlup ayrılmadı.

Milliyet Gazetesi’nden Mustafa Anıklı, bu haftaki köşesinde Medipol Başakşehir’in performansına övgüler yağdırdı. İşte Anıklı’nın ‘Muhteşem karışım’ yazısı… 

“Ligin gizli lideri Medipol Başakşehir, lider Konyaspor ile birlikte gol yemeyen iki takımdan biri… Maç eksiğiyle ikinci sırada olsa da, büyük işler başarıyor turuncu-lacivertliler… Sadece ligde de değil… Avrupa’da Türkiye’yi omuzlayıp götürüyor. Üstelik, Trabzonspor’un, “cenaze” taşır gibi omuzlarına almıyor. Harbi harbi sırtlanmış durumda…

‘BELÖZOĞLU SEZONA MUHTEŞEM BİR ADIM ATTI’

Artık, Emre Belözoğlu’nun da “teknik adamlık” ehliyeti tartışılmadığına göre, genç teknik adamın “futbol driftleri”ni, oyun içi “manevra”larını, daha rahat konuşabileceğiz. Her ne kadar o, tepkilerde de övgülerde de abartıldığını düşünüyor olsa da, bugün için o, sadece iyi değil, “muhteşem” bir adım atmıştır sezona… Kadro kurgusuyla, takıma dokunuşuyla, oyun içindeki varyasyonlarla, çalıştığı 14 teknik adamın bir harmanı gibiydi.

‘FATİH TERİM, ABDULLAH AVCI VE AYKUT KOCAMAN’I ANDIRIYOR’

Kenardaki aşırı heyecanı ve oyuna katılımı Fatih Terim’i, yardımcılarıyla ilişkisi ve uyumu Abdullah Avcı’yı, “Doğrucu Davut” tavrı Aykut Kocaman’ı andırıyordu. Ama hepsinin karışımı bir “Emre Belözoğlu” vardı sahada… Futbolculuk döneminde rol modeli Gheorge Hagi idi ancak hocalıkta, daha şimdiden onu sollayacağını gösterdi Belözoğlu… Bundan sonraki gelişimi, artık kendine bağlı…

‘KURALINA GÖRE OYNAYACAKSIN’ 

Eskiden kurallara uyulup-uyulmadığı tartışılırdı. Bugün kurallar tartışılır oldu. Josef de Souza’nın yaptığı konuşuldu da, stat güvenliği çok az konuşuldu. Kırmızı kartın nedeni, raporlarda ne şekilde yazıldığı bilinmez ama, PFDK’ya, “sportmenliğe aykırı hareket” olarak gittiği, birçoğunun gözünden kaçtı. Hakem kararının tartışılmaz olduğu bile “ama…” diyerek konuşuldu. Ama… Beşiktaş keşke, oyuncusunun ülkesi olan Brezilya’nın Futbol Federasyonu’ndan, “Sahada arkadaşına veya hakeme saldıran bir taraftara ‘müdahale’ eden oyuncuya siz olsanız ne yapardınız?” diye gayri resmi bile olsa, bir görüş alsaydı ve kamuoyuna sunsaydı. Veya İngiltere, Almanya, Fransa; aklınıza gelen herhangi bir ülke federasyonundan…

IFAB oyun kuralları, yani tüm dünyanın kabul ettiği kurallarda, “kırmızı kart” bölümünde aynen şu ifade yer alıyor: “Rakip takım oyuncusu, yedek oyuncu, takım görevlisi, maç görevlisi, seyirci ya da herhangi bir kişiye (top toplayıcılar, güvenlik görevlileri, ya da lig görevlileri vb.) karşı fiziksel ya da saldırgan (tükürmek veya ısırmak da dahil) bir davranışta bulunmak…”

‘YUSUF DEMİR NASIL YABANCI STATÜSÜNDE OYNAR?’

Ardından “yabancı kuralı” da tartışmaya açıldı. “Türk oğlu Türk” Yusuf Demir, nasıl yabancı statüsünde oynar? Ailesi Türk, kendisi Türkçe konuşuyor. Ama Türkiye’de “yabancı” muamelesi görüyor. Şairin dediği gibi, Galatasaraylıya göre, “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya…” Bak sen şu işe… Türkiye Futbol Federasyonu’nun bu kuralı neden böyle işlettiği konuşuluyor da, Yusuf Demir’in neden Avusturya Milli Takımı’nı tercih ettiği tartışılmıyor. Aslen Trabzonlu olan aile, Türkiye’nin ilgisizliğinden şikayet etmişti. Baba Hasan Demir, belli ki gönül koymuştu.

‘TOLUNAY KAFKAS YALANLAMIŞTI’

Ancak Genç Milli Takımlar Sorumlusu Tolunay Kafkas, aslen Trabzonlu olan Antrenör Güngör Şahinkaya’nın, Avusturya’ya gittiğini ve aileyle konuştuğunu bizzat açıklamış, kendilerinin ihmalleri olabileceğini ancak futbolcu cephesinin de yalan söylediğini dile getirmişti. Sözün özü; Avusturya Milli Takımı’nı seçen “Türk oğlu Türk” Yusuf; ay-yıldızı giyen “Türk oğlu Türk” Kerem Aktürkoğlu ile aynı statüde olabilir mi? Elbette olamaz.

‘YOUSSOUF MU, YUSUF MU? RACHID Mİ, RAŞİT Mİ?’

Spiker, Başakşehir maçını anlatırken, “Kaleci Volkan, topu önünde bulunan Ndayishimiye’ye aktardı. O da Touba’yı gördü” diyordu. Çünkü alışkanlık, Türk oyuncuları ismiyle, yabancıları soyadıyla seslendirmekti. Çünkü Ndayishimiye’nin ismi Youssouf olarak kayıtlara geçmişti. Ama ne olurdu; özellikle Türkiye’de karşılığı bulunan isimleri bu şekilde dillendirse: “Kaleci Volkan, topu önünde bulunan Yusuf’a aktardı. O da Ahmet’i gördü.”

Alın size ligimizdeki bazı isimlerin karşılıkları: Younes Belhanda, basbayağı Yunus… Rachid Ghezzal’e Raşit desek ne olur? Mounir Chouiar, bildiğimiz Münir işte… Mecid Hüseyin, Farsça’dan çevrildiği için olmuş Majid Hosseini… Eyüp denmemiş de Ayyoub El Kaabi demişler. Biz de onlara mı uymak zorundayız? Trabzonsporlu Enis Bardhi’ye Enis desek ne eksilir? Yatabare’nin adı Mustapha mı, Mustafa mı?

Yorum yapın